Kakule’ye ve yıldönümüne özel

Geçen sene bu zamanlardı. Kışı arkada bırakmış, yazın müjdecisi Mart ayı ile bahara kucak açmıştık. O ara Ankara’da heyecan veren şeyler oluyordu. Mahalle aralarında, cadde üstlerinde butik, her biri kendine özgü, yeni yeni mekanlar açılıyordu. Kahve dükkanları 🙂 Bir gün yolum Kızılırmak Caddesi’nden geçerken, gözümü alamayacağım güzellikte büyük yeşil demir kapılarıyla beni önünde durduran ve […]

Ülkü / Editör

coffeediary@ankaradayemek.com

Kahveyi seviyorsan beni de seversin. Keşfetmeyi seviyorsan daha da iyi anlaşırız. Keşfettiğim dükkanlarda neler hissetiğimi merak ediyorsan o zaman inan biz hiç ayrılamayız ..

Geçen sene bu zamanlardı. Kışı arkada bırakmış, yazın müjdecisi Mart ayı ile bahara kucak açmıştık. O ara Ankara’da heyecan veren şeyler oluyordu. Mahalle aralarında, cadde üstlerinde butik, her biri kendine özgü, yeni yeni mekanlar açılıyordu. Kahve dükkanları 🙂
Bir gün yolum Kızılırmak Caddesi’nden geçerken, gözümü alamayacağım güzellikte büyük yeşil demir kapılarıyla beni önünde durduran ve adeta içeriye davet eden o dükkanda neyin nesiydi? Kahve kokusu geliyordu burnuma üstelik. İyiki de o gün “bir sokakta kahve kokusu varsa orada iyi bir seyler oluyordur ” diye düşünmüş, o kapıdan girmiş ve tüm o kıymetli güzellikleri görebilmişim.

O zaman Tayfun vardı kahveleri demleyen. Mekan zaten bu kadar davetkar iken bir de Tayfun’un güzel enerjisiyle, sohbetiyle keyfim ikiye, üçe katlanmıştı.
Bu ambiyansı özel kılan neydi ?
Belki bu kadar güzel dergi, kitapları, sanatçılarin çizim ve tasarim ürünlerini barındırmasıydı.
Belki, De Dee Bridgewater “Les Feuiles Mates” gibi daima nefis şarkılar çalmasıydı.

Processed with VSCO with g3 preset

Ya da o kurutulmuş lavanta, kantaron çiçekleriydi herseyin sebebi. Bitkileri taşıyan cezvelere, ibriklere, seramik vazolara ne demeliydi ?
Tamamıyla sıfırdan kendi elleriyle ürettikleri ahşap masalara, sandalyelere verilen emeğin, dökülen terin bir katkısı yok muydu bu güzellige ?
Kahvenin yanina hicbir zaman hazır gıda koymamak, daima en taze, en lezzetli olanı servis etmeleri ne özel bir tercihti.
Sonra gide, gele Kakule Kahve’nin esas mimarları sevgili Esra ve Atalay’ı tanıdım. O zaman anladım. Taşlar yerine oturmuştu. Büyük puzzle tamamlanmıştı artık. “Kakule’yi neden bu kadar cok seviyorum” un tam olarak cevabı buydu. Böyle güzel gülümseyen, zarif insanlar olduğu sürece orada mutlu bir ben, sen, uzayan bitmeyen sohbetler, Nordik geceleri, Takas günleri ve daha bir çok güzel anlar ve anılar inanıyorumki hep olacaktı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir